21.11


    Bonjour, les amis!
    Ben buraya bu vakitte niye geldim? Biliyorum hepiniz bunu merak ediyorsunuz. Hemen söyleyeyim efendim (belki aklınızdan çıkmıştır) günün anlam ve önemini anlatan yazıyı yazmaya geldim. Günün anlam ve önemi mi? Bu soruyu duymazdan geliyorum eminim ki bu aralar çok yoğunsunuz o yüzden unuttunuz. Bugün benim doğum günüm. Yuppiii!(!) Sanırım şu an hepiniz aynı şeyi düşünüyorsunuz ‘Gerçekten blogunda doğum gününü kutlayacak kadar egoist misin Betül!?’ Evet öyleyim. Efendim ama siz de beni tanımıyormuş gibi gidiyorsunuz hemen, tabii ki egoistlikle bir alakası yok bu durumun. Sadece bugün de benim için önemli bir gün olduğu için özel bir yazısı olması gerektiğini düşündüm. Kendime mektup yazıyormuşum gibi düşünün. E sizi de çok bekletmek istemem giriş için de yazacak başka bir şey bulamıyorum şu an o yüzden izninizle ben başlayayım yazımın esas kısmına. (İzninizle derken tamamen kibarlıktı efendim bugün benim doğum günüm olduğu için ben ne dersem o olur.) Bu arada mektubum iki kısımdan oluşacak. 1. kısım tahmin ettiğiniz gibi kendimi övdüğüm kısım 2. kısım da kendime tavsiye verdiğim kısım olacak. O zaman bakın bakalım kendimi nasıl övüyorum.

    Sevgili Betül,
    Bu hayatta tamı tamına 20 yılını geçirdin. Kâh güldün, kâh ağladın sonra yine ağladın ve yine… Neyse oraları karıştırmayalım. Şaka bir yana bu zamana sapasağlam gelebildiğin için seni herkesin huzurunda tebrik ediyorum. Belki zor zamanların oldu, belki dibe vurduğunu düşündüğün zamanlar oldu. Sana şunu söylemeliyim ki daha da dibe vuracağın zamanlar olacak bunlar daha ne ki? E biraz gerçekçi olmamız gerekiyor sonuçta. Ama her seferinde zirveye tekrardan çıkmayı başardın, bir şekilde her olayın üstesinden geldin. Çak kendine bir beşlik. (Evet burada kendime bir beşlik çaktım efendim) Birileri yoluna çıkıp sana engel olmak istediğinde, sana zarar vermeye çalıştığında onların karşısında güçlü bir biçimde, yılmadan durdun. Umarım ilerleyen yıllarda da istediğin şeyleri almak için böyle çabaladığını görebilirim. Yavaştan geçeyim artık tavsiyelerime çünkü ben yazarken ne kadar uzatırsam sen okurken o kadar kızacaksın. Güzel hayallerin var, yapmak istediklerin, peşinde koştukların… Ne kadar zorlanırsan zorlan, kendini en yorgun hissettiğin anlarda bile sakın onlardan vazgeçme. Unutma! Sen hedeflerin olduğunda daha güzel bir insansın. Üzüldüğün anlar olacak o zaman hatırla daha önce de çok üzülmüştün ama üstesinden gelebildin yine yapabilirsin. Mutlu olduğun anlarda bir kahkaha da benim için at. Bir tane fazladan kahkahanın kime ne zararı olabilir ki sonuçta? Başladığın işi tam olarak istediğin gibi sonuçlandıramadığın zamanlar olabilir ama yine de o işin sonuna kadar sabredebildiğin için kendine saygı duy. Yaptığın hiçbir şeyi gereksiz olarak görme eğer sen yapıyorsan bir sebebi vardır değil mi ama? Her sabah kalktığında (buna inanmadığın zamanlarda bile) yaşamında güzel şeyler olacağını tekrarla. Önünde sonunda bu dediğinin doğru olacağı bir zaman gelecek. Kendini sevmekten vazgeçmeye kalkıştığın bir zaman olursa dünyanın henüz buna hazır olmadığını hatırla. Sen zaten ne yapacağını bilirsin ama ben yine de sana biraz yardımcı olmak istedim. Son bir şey söyleyip bitiriyorum, umutsuz kaldığın, güçsüz düştüğün, her şeyi bırakmak istediğin bir zaman olursa aç ve bu yazıyı oku en azından her sene bugün bu yazıyı bir kere okuyacağına söz ver! Bu cümleye her geldiğinde de dönüp son bir senene bak ve evet bu sene içinde yapmak istediklerimi yaptım de. Yani umarım yaptım diyebilirsin. Diyemezsen de çok üzülme bu sene yaparsın. Sonuçta sen Betül’sün. İYİ Kİ DOĞDUN! İYİ Kİ VARSIN!
    Tamam tamam kızmayın efendim bitirdim işte. Farkındayım biraz uzun oldu ama ne yapayım. Gitmeden önce söz veriyorum en azından her sene bugün bu yazıyı bir kere okuyacağım. Ve her okuduğumda bunu yazdığım zamanı hatırlayıp aptalca gülümseyeceğim. Bilirsiniz gülmek bana çok yakışıyor. O zaman hep birlikte söyleyelim de mutlu gideyim. İYİ Kİ DOĞDUN BETÜL! MUTLU YILLAR SANA!
    İyi ki doğdum ben. Mutlu yıllar bana.
    Au revoir, les amis!

Yorumlar