Bonjour, les amis!
Ben buraya bu
vakitte niye geldim? Biliyorum hepiniz bunu merak ediyorsunuz. Hemen söyleyeyim
efendim (belki aklınızdan çıkmıştır) günün anlam ve önemini anlatan yazıyı
yazmaya geldim. Günün anlam ve önemi mi? Bu soruyu duymazdan geliyorum eminim
ki bu aralar çok yoğunsunuz o yüzden unuttunuz. Bugün benim doğum günüm.
Yuppiii!(!) Sanırım şu an hepiniz aynı şeyi düşünüyorsunuz ‘Gerçekten
blogunda doğum gününü kutlayacak kadar egoist misin Betül!?’ Evet öyleyim.
Efendim ama siz de beni tanımıyormuş gibi gidiyorsunuz hemen, tabii ki
egoistlikle bir alakası yok bu durumun. Sadece bugün de benim için önemli bir
gün olduğu için özel bir yazısı olması gerektiğini düşündüm. Kendime mektup
yazıyormuşum gibi düşünün. E sizi de çok bekletmek istemem giriş için de yazacak
başka bir şey bulamıyorum şu an o yüzden izninizle ben başlayayım yazımın esas
kısmına. (İzninizle derken tamamen kibarlıktı efendim bugün benim doğum günüm
olduğu için ben ne dersem o olur.) Bu arada mektubum iki kısımdan oluşacak. 1.
kısım tahmin ettiğiniz gibi kendimi övdüğüm kısım 2. kısım da kendime tavsiye
verdiğim kısım olacak. O zaman bakın bakalım kendimi nasıl övüyorum.
Sevgili Betül,
Bu hayatta tamı tamına 20 yılını geçirdin. Kâh güldün, kâh ağladın sonra yine ağladın
ve yine… Neyse oraları karıştırmayalım. Şaka bir yana bu zamana sapasağlam
gelebildiğin için seni herkesin huzurunda tebrik ediyorum. Belki zor zamanların
oldu, belki dibe vurduğunu düşündüğün zamanlar oldu. Sana şunu söylemeliyim ki
daha da dibe vuracağın zamanlar olacak bunlar daha ne ki? E biraz gerçekçi
olmamız gerekiyor sonuçta. Ama her seferinde zirveye tekrardan çıkmayı
başardın, bir şekilde her olayın üstesinden geldin. Çak kendine bir beşlik.
(Evet burada kendime bir beşlik çaktım efendim) Birileri yoluna çıkıp sana
engel olmak istediğinde, sana zarar vermeye çalıştığında onların karşısında
güçlü bir biçimde, yılmadan durdun. Umarım ilerleyen yıllarda da istediğin
şeyleri almak için böyle çabaladığını görebilirim. Yavaştan geçeyim artık
tavsiyelerime çünkü ben yazarken ne kadar uzatırsam sen okurken o kadar
kızacaksın. Güzel hayallerin var, yapmak istediklerin, peşinde koştukların… Ne
kadar zorlanırsan zorlan, kendini en yorgun hissettiğin anlarda bile sakın
onlardan vazgeçme. Unutma! Sen hedeflerin olduğunda daha güzel bir insansın.
Üzüldüğün anlar olacak o zaman hatırla daha önce de çok üzülmüştün ama
üstesinden gelebildin yine yapabilirsin. Mutlu olduğun anlarda bir kahkaha da
benim için at. Bir tane fazladan kahkahanın kime ne zararı olabilir ki sonuçta?
Başladığın işi tam olarak istediğin gibi sonuçlandıramadığın zamanlar olabilir
ama yine de o işin sonuna kadar sabredebildiğin için kendine saygı duy.
Yaptığın hiçbir şeyi gereksiz olarak görme eğer sen yapıyorsan bir sebebi
vardır değil mi ama? Her sabah kalktığında (buna inanmadığın zamanlarda bile)
yaşamında güzel şeyler olacağını tekrarla. Önünde sonunda bu dediğinin doğru
olacağı bir zaman gelecek. Kendini sevmekten vazgeçmeye kalkıştığın bir zaman
olursa dünyanın henüz buna hazır olmadığını hatırla. Sen zaten ne yapacağını
bilirsin ama ben yine de sana biraz yardımcı olmak istedim. Son bir şey
söyleyip bitiriyorum, umutsuz kaldığın, güçsüz düştüğün, her şeyi bırakmak
istediğin bir zaman olursa aç ve bu yazıyı oku en azından her sene bugün bu
yazıyı bir kere okuyacağına söz ver! Bu cümleye her geldiğinde de dönüp son bir
senene bak ve evet bu sene içinde yapmak istediklerimi yaptım de. Yani umarım
yaptım diyebilirsin. Diyemezsen de çok üzülme bu sene yaparsın. Sonuçta sen
Betül’sün. İYİ Kİ DOĞDUN! İYİ Kİ VARSIN!
Tamam tamam
kızmayın efendim bitirdim işte. Farkındayım biraz uzun oldu ama ne yapayım.
Gitmeden önce söz veriyorum en azından her sene bugün bu yazıyı bir kere
okuyacağım. Ve her okuduğumda bunu yazdığım zamanı hatırlayıp aptalca
gülümseyeceğim. Bilirsiniz gülmek bana çok yakışıyor. O zaman hep birlikte
söyleyelim de mutlu gideyim. İYİ Kİ DOĞDUN BETÜL! MUTLU YILLAR SANA!
İyi ki doğdum ben. Mutlu yıllar bana.
Au revoir, les
amis!

Yorumlar
Yorum Gönder