Mutlu Olmanın 1001 Yolu


    Bonjour, les amis!
    Aldınız mı elinize kağıt kalemi? Buyurun başlayalım o zaman. Herkesin merak ettiği bir şeyi anlatacağım bugün size efendim. Nasıl mutlu olunur? Evet şöyle bir bakıyorum da depresyon, mutsuzluk herkesin dilinde niye kimse mutlu olmaktan bahsetmiyor. Ha evet ben mutlu olmak istiyorum diyen bir sürü insan var ama bahsettiğim bu değil benim şikayetim insanların mutlu olmak istiyorum deyip kendilerine gelen mutluluğu ellerinin tersiyle itmeleri. Peki niye olmuyor efendim? Neyi gözden kaçırıyoruz? Biraz inceleyeyim bu konuyu dedim ve yine 1001 tane (!) şey buldum. Tamam tamam kısa kesiyorum siz de bir an önce mutlu olmaya başlayabilirsiniz bu şekilde.

  1.       Öncelikle başınıza gelen dertleri çözmeyi ertelemeyin. Ertelemek, düşünmemek hiçbir işe yaramaz. Bir şeyi ne kadar çabuk çözüme kavuşturursanız kendinizi o kadar iyi hissedersiniz. Yarım kalmış, çözülmeyi bekleyen her olay beyninizi meşgul eder ve bu meşguliyet de sizi mutluluktan uzaklaştırır. Biliyorum bazen olaylar hemen çözüme kavuşamazlar o zaman onların çözüleceği vakit gelene kadar başka şeyler yapmanız gerekiyor. Bildiniz! Ne olduğunu bir sonraki maddede söyleyeceğim.
  2.       Yok saymayı öğrenin. Evet çözülmemiş şeyler mutluluğumuzu engeller dedim ama bazı olaylar aslında o kadar basittir ki çözmekle uğraşmak sizi daha çok yorup mutsuz edebilir. Tabii hangi olayı yok saymanız gerektiğiyle ilgili doğru karar vermeniz gerekiyor.
  3.       Gülümseyin. Evett! Gülümseyin. Beynimiz çok efsanevi bir varlıktır ama çabuk kanar e o zaman biz de bunu kullanalım değil mi efendim? Siz gülerseniz beyin de sizi  mutlu sanıp ona göre hormon salgılar. Siz de mutlu olursunuz.
  4.       En önemli şeyi son maddeye sakladım. Size bir sır vereceğim şimdi. Küçük şeyler de bizi mutlu edebilir. Kendinizi sizi sadece büyük olaylar mutlu edebilirmiş gibi şartlamaktan vazgeçin lütfen. Belki biraz klişe olacak (ki bilirsiniz klişelerden hiç hoşlanmam ama buna rağmen yazıyorsam önemseyin derim) bazen bir söz, bir bakış, öylece bulunup hediye edilmiş bir taş parçası bile sizi büsbüyük şeylerden daha mutlu edebilir. N’olur göz ardı etmeyin bunları. Bir anlık hava atma hevesinizle karşınıza gelen mutluluğa sırtınızı çevirmeyin.
    Mesela efendim oturup sevdiğiniz bir diziyi ya da filmi izleyebildiğinizde bu sizi mutlu etmeli, ya da uzun zamandır okumak istediğiniz bir kitabı okumaya başladığınızda üstelik o kitabı sadece almak bile sizi mutlu etmeli ediyor da aslında siz bu mutluluğu fark edip onu büyütmelisiniz. İş size düşüyor yani ben kendime düşen kısmı yaptım sonuçta.
    Bu arada buraya yazmadım ama hala dediğimin arkasındayım. Mutsuzluğu da kabullenmeniz gerekiyor. Bunu bir yazı boyunca anlattığım için burada tekrar bahsedip sizi sıkmak istemedim ama dipnot olarak yine yazayım tabii unutanlarınız vardır belki. Neyse efendim ben yine görevimi yerine getirdim umarım şikayet etmeyi bırakır gözlerinizi açarsınız artık. Mutluluk şikayetlerinizin arkasında sizin onu fark etmenizi bekliyor. Görün onu. Mutlu günler dilerim.
    Au revoir, les amis!

    *Tabii ki benim söylediklerimle geçmeyecek acılar, basit bir gülümsemeyle halledilmeyecek sorunlar var biliyorum ama her şeyin üstesinden gelebileceğinizi biliyorum ben efendim. Sadece çabalayın. Başardığınızı göreceksiniz. Kimin okuyucususunuz siz sonuçta?
    *Depresyon, üzgünlük, mutsuzluk her insanın yaşayabileceği şeyler. Sadece bunlar hava atılacak şeyler değil. Geç olmadan fark edin mutluyum diyebilmek depresyondayım demekten daha havalıdır efendim.

Yorumlar

  1. Mutluluk denilen kavram aslın da çok saçma değil mi ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mutluluk nasıl tanımlarsanız ona göre şekillenecek bir kavram bence ona farklı tanımlarla yaklaşmayı deneyin.

      Sil

Yorum Gönder