Bonjour, les amis!
Evet efendim. Bu
sefer karşınıza hasta bir şekilde çıkıyorum. Zaten cümlenin yorgunluğundan
anlamışsınızdır. Kalan son enerjimle de panda kadar tatlı olan siz canım
okuyucularıma bu yazıyı yazıyorum. (Hani aranızda benim gibi baharın ortasında
hasta olmayı başarmış olanlarınız varsa diye.) E siz de kıymetimi bilirsiniz
herhalde. Ay evet evet zaten biliyorsunuz kıymetimi ona bir dediğim yok efendim
yanlış anlamayın. Hani aramıza yeni gelenler falan olur onlar için dedim ben
onu. Hah tamam arayı düzelttiğimize göre konumuza geçebilirim.
![]() |
| Biz de yanımıza pandamızı alabiliriz ama böyle umutsuzca yatmak yok ! |
Biliyorum ki hasta
olunca bırakın bir şeyler yapmayı yataktan kalkmayı bile istemiyoruz. Moralimiz
bir düşüyor falan. O yüzden dedim ki kendime ‘Betül kalk hasta olan o güzel
insancıkların moralini yerine getir, çabucak iyileşsinler’ ve bilgisayarımın
başına oturdum. Klasik yöntemlerden bahsetmeyeceğim size efendim. Siz de ne
diyeceğimi hafiften merak etmeye başladığınıza göre asla ilaç kullanın
demeyeceğim maddelerime geçiş yapıyorum şu an. Bakın geçiyorum. (Bu sefer yavaş
yavaş geçiyorum maddelere çünkü hasta hasta hızlı hareket etmeye çalışmanızı
istemem zaten zorla hareket ediyoruz.) Herkes hazırsa buyurun efendim geçtim.
- Öncelikle hepimizin bildiği gibi hasta insanların kendine has muhteşem sesleri vardır. O yüzden hemen iyi bildiğimiz bir şarkıyı açıyoruz ve bağıra bağıra söylemeye başlıyoruz. Çevrenizden tepki alabilirsiniz, yılmayın efendim. Söylemeye devam edin. Hem çaktırmayın ama hastayken sesimiz de ayrı bir güzel oluyor yani.
- Şarkı söylüyoruz değil mi hala ? Şimdi sizden ufak bir şey daha istiyorum. Biliyorum ki yattığınız yerden söylüyorsunuz şarkıları, hemen oturur pozisyona geçin ve şarkıya dansla eşlik edin bakalım. Hayır hayır şaka yapmıyorum ciddiyim dans edin lütfen. Hızlı ya da yavaş hiç fark etmez önemli olan hareket etmeniz.
- Yorulduğunuzu fark ettim efendim. O yüzden şimdi biraz dinlenme zamanı. Biz iyileşmek istiyoruz sonuçta daha beter hale gelmeyi değil. Dinlenmek dediysem öyle değil. Bırakın bakayım elinizden telefonları. Gözlerimiz yeteri kadar acımıyor mu zaten ? Bir de telefonlara bakıyorsunuz uzun süreli. Olmuyor böyle. (Ama bu yazıyı okuyun önce ki sonrasında ne yapacağınızı bilesiniz.) Hayır ben de size değer vermesem bilgisayarın başında olmam zaten şu an. Şöyle koyun kafanızı yastığa bir iki hayal kurun, bir şeyler düşünün gerekli-gereksiz hatta uyuyun isterseniz ama çok değil daha bitmedi işimiz çünkü.
- Evettt hayallerinizden kopup kopup gelin efendim şimdi buraya. Yeni uyananlara da selam olsun siz de gelin efendim temiz hava almaya gidiyoruz. Oksijene ihtiyacı olan herkesi bekleriz. Temiz hava almak derken illa öyle uzak bir yere gerek yok. Evinizin balkonu bile olur efendim. Aranızda benim gibi yurtta kalanlar varsa onlar da yurdun bahçesine çıksalar bile yeter. Amacımız odanın kasvetli havasından kurtulmak. Ama havaya uygun şeyler giyin lütfen.
- Hava da alıp tekrar içeri geçtiğinize göre en seveceğiniz maddeyi buraya bırakıyorum. Kendinizi şımartın efendim. Bir tabak daha fazla yemek yiyin mesela ya da canınız bir şey çekiyorsa onu alın, çikolata alın, şeker alın. Kendinize iyi bakın, hiçbir şey içinizde kalmasın.
Bunları yaptıktan
sonra mucizevi bir şekilde hemen iyileşmeyeceksiniz tabii ki. Bunu da
belirteyim size. Ama eğer siz de benim gibi ilaç kullanmayı sevmiyorsanız bunun yanı sıra uzun süre hasta kalmak da istemiyorsanız kendinizi psikolojik olarak
iyileştirmek durumunda kalabilirsiniz. O yüzden bu yazıyı buraya bırakıyorum
canım okuyucularım. Kendinizi ne kadar iyi hissederseniz, iyi olduğunuza ne
kadar inanırsanız o kadar iyi olursunuz. O yüzden hayatınıza sanki hasta
değilmiş gibi normal devam edin lütfen efendim. Ha tabiki de bunu yaparken bol
bol dinlenmeyi de unutmayın. Ah bakın iyileşmek için en önemli detayı vermeyi
unutuyordum size. Niye hatırlatmıyorsunuz ? Lİ-MON! Evet evet limon efendim. Hele
ki benim gibi yurtta kalıyorsanız yani her hasta oluşunuzda nane limon yapan
annenizden uzaktaysanız (işiniz sallama çaylara kaldıysa yani*) limonu eksik
etmeyin yanınızdan. Sıkabileceğiniz her şeye sıkın limonu. Eminim ki
iyileşmenize büyük katkısı olacaktır. Evet efendim izninizle ben de artık gidip
dinleneyim biraz. Çabucak iyileşin bir dahaki yazıda maddelere o kadar yavaş
geçmem, enerjik olun lütfen.
Au revoir, les
amis!
DİPNOT: Bu süreçte
yanınızdan ayrılmayacak olan peçetelerin kalbini de kırmayın lütfen. Kalp
kırmak kötü bir şeydir. Ve evet peçetelerin de kalbi vardır.
*Nane limon
bulamayıp sallama çaylara kaldıysanız da ada çayı işe yarıyor haberiniz olsun. Bu
da anne tavsiyesi zaten işe yaramama ihtimali yok o yüzden.

Yorumlar
Yorum Gönder