Bonjour, les amis!
Bazen öyle anlar
olur ki bir sürü duyguyu bir anda hissederiz. Eminim ki çoğunuz yaşamışsınızdır
hatta bir kere falan da değil daha fazla. Bugün benim için böyle bir gündü. Dedim
ki ‘Bu da senin yazılarına ilham olabilecek bir konu Betül’ ve şimdi oturdum bu
yazıyı yazıyorum. Biraz önce baktım da hayatta ne kadar çok duygu var değil mi
? Ben gün içinde en fazla 7-8 tane yaşamışımdır, günün sonunda kendimi gerçek
anlamda bitik hissediyorum. Düşünsenize efendim ya 100’den fazla duyguyu aynı
gün yaşasaydık kaldırabilir miydik acaba ? Bir ara hatırlatın da deneyeyim.
Sizin için neler yapıyorum görüyorsunuz. Ay durun yine konudan sapıyorum. Niye
uyarmıyorsunuz ama ? Ne diyordum ? Hah işte ! Bu bir sürü duyguyu yaşadıktan
sonra insan yoruluyor ve yorgunluk beraberinde mutsuzluk getiriyor. Bana da
öyle oldu. Sonra aklıma insanların mutsuzluğu asla kabullenemediği geldi
birden. Niye kabullenemiyoruz efendim mutsuzluğu ? Size mutsuzluğu neden kabul
etmeliyiz ondan bahsetmek istedim. Evet mutsuzluğu kabullenmeliyiz dilim falan
sürçmedi demek istediğim şey tam olarak buydu. Girişi biraz fazla uzattım
efendim o yüzden gidiyorum hemen olmazsa olmazım maddelerime takip edin beni, size mutsuzluğu sevdireyim.
![]() |
| Pşt ! Geçmeden önce kendinize özel bir alan yaratın lütfen. |
- Hoş geldiniz efendim, hoş geldiniz. Neden bu kadar geciktiniz ? Benimki de soru işte. Mutsuzluk yorgunlukla arkadaş tabii yavaş geldiniz o yüzden biraz ama hiç sıkıntı değil. Bu sefer de yavaş yavaş gidelim hep enerjik olacak değiliz ya. İlk maddemiz de bu zaten, mutsuzluğu bu yüzden sevin. Hızlı hareket etmek zorunda değilsiniz mutsuzken, kimse sizden enerjik olmanızı beklemez. Bence bu harika bir şey. Hele de benim gibi üşengeçseniz.
- İnatçı okuyucularım varsa diye birkaç sebep daha söyleyeceğim. Elinizde bulunan şeyin zıttına sahip değilseniz elinizdekinin kıymetini bilmezsiniz. Uff ! Nasıl kurdum ben o cümleyi tek seferde ? Yine harikayım. (Kendimi övmediğim bir yazı olacağını düşünmemiştiniz değil mi ?) Evet evet döndüm konuya tamam gitmeyin. Yani diyorum ki mutsuz olmazsanız mutluluğun kıymetini nasıl bileceksiniz efendim ? E kıymetini bilmezseniz de ilerde mutluluk çeker gider. Siz olsanız kıymetinizi bilmeyen birinin yanında durur musunuz ?
- Hala kabul etmiyor muyuz mutsuzluğu ? O zaman şöyle düşünün. Onun da sevilmeye, birileri tarafından kabul edilmeye ihtiyacı vardır belki. O da bazen birilerinin yanında olmak istiyordur. Hem eğer onu kabullenirseniz sizi çok üzmez. Doğru bilgi. Gerçekten.
- Şimdi kabul ettireceğim size mutsuzluğu. Mutsuzken dinlenecek o kadar şarkı varken nasıl hep mutlu olmak istersiniz efendim ? O güzel şarkıları arkada bırakmaya nasıl dayanır yüreğiniz ? Hadi yüreğiniz dayandı bir şekilde, en azından sanatçıya saygınız olsun da dinleyin. E mutluyken de dinlemeyeceğinize göre biraz mutsuz olun. Zararı yok, inanın bana.
Evet efendim bir mutluluğun daha ay pardon bir yazının daha sonuna geldik. Yazıyı bitirmeden önce bir şey söylemek istiyorum izninizle. Bugünkü duygu-durum hallerimin sonunda beni hüzünlendiren bir olay oldu. Yazılarını çok sevdiğim, blogunu zevkle takip ettiğim bir arkadaşım blogunun 1. yıl dönümünde bloguna ara verdi. Bugün yanında olamadım ve bu hayatta yapabildiğim en iyi şeyi yaparak sizin huzurunuzda onu tebrik etmek istiyorum. Bilir misiniz bilmem ama biz bu blogları yazarken bir amacımız var hep ve bir insanın 1 yıl boyunca bir amaç uğruna bir şeyler yapması azımsanacak bir olay değildir ki amacı için başka bir mecrada uğraşmaya devam edecek yani hala pes etmedi. Blogunun 1. yıl dönümünü buradan da kutluyorum ve 22 yıl boyunca asla pes etmediği için kendisini tekrardan tebrik ediyorum. Üstelik size bir sır vereyim mi ? O da 22 yıl boyunca hep mutlu olmadı. Mutsuzluğu kabullendi ve mutluluğu hak etti. Umarım hepimiz bir gün mutluluğu hak eder ve onu buluruz. Çok uzattım farkındayım, ben gidiyorum efendim siz gitmeyin gerek yok. Hepinize mutsuz bir gece, mutlu bir ömür dilerim.
Au revoir, les
amis!
Kamu Spotu: Bildirmek isterim ki mutsuzluğun yan etkisi olarak
gözünüzdeki sıvı oranı yükselecek. Hatta belki gözünüzden yanaklarınıza
düşecek. Halk arasında bu sıvıya gözyaşı bu olaya da ağlamak deniyor. Hatta bu
olay sonucunda gözleriniz kızaracak arttırıyorum bu olay uzun sürerse
gözleriniz şişecek tam bir panda olacaksınız. Bilin ki ağlamak ayıp değildir
efendim, asıl ağlamayanlar utansın.

Yorumlar
Yorum Gönder