Bonjour, les amis!
‘’Ay ben onun cevabını sıfırdan küçük buldum ya determinantı
pozitif, jacobian’ı negatif çıkıyordu’’
‘’Yaş arttıkça tasarruf eğilimi azalır efendim, Keynes öyle
demiş bir kere ben mi dedim sanki ne yapayım’’
‘’Ne demek vergilerin yansıtılmasına yol, su, elektrik
yazamayız e ne yazıcaz ki başka ?’’
Efendim kusura
bakmayın böyle pat diye girdim olaya. Mazur görün vize haftam yaklaşıyor.
Makro, mikro, tarih derken bir baktım sürünüyorum. Hemencecik dedim ki
bunu da canım okuyucularımla paylaşayım. Tatlış mısınız bakayım siz nasıl da
dinliyorsunuz beni öyle. Bu yüzden bir teşekkürü size borç bilirim efendim.
Teşekkür ederim. E artık anlamışsınızdır (ki yazının ismini görünce de
anlamıştınız büyük ihtimalle de olsun) vizelerle nasıl başa çıkılır onu
anlatacağım. Malum huyumdur madde madde gitmeyi severim e o zaman size ilk maddeyi gururla sunuyorum.
- Ne yapıyoruz efendim vize haftasından kazasız belasız çıkmak için derslerimize günü gününe çalışıyoruz. Her gün okulda ne işlediysek evimize/yurdumuza döndüğümüzde tekrar ediyoruz. Tamam tamam efendim gitmeyin gelin şaka yapıyorum tabii ki de. Siz ne zaman benim doğru olan bir şeyi size önerdiğimi gördünüz ki zaten. Her öğrenci gibi (istisnalar kaideyi bozmaz diyerek) biz de ders çalışmayı sınav tarihleri açıklanana kadar erteliyoruz. En önemli kuralımız bu. Sonra sürünürken bana suç bulmayın ama bakın.
- Evet efendim sınav tarihlerimiz açıklandığına göre artık klasik ‘kalıcam galiba’ sendromuna giriyoruz. Dersi anlamış olmanız ya da çok iyi yapıyor olmanız bu sendroma giremeyeceğiniz anlamına gelmez. Sınav tarihlerini bilen her öğrenci davetlimizdir. Sendrom saçınızı yaptınız mı ona göre geçeceğim diğer maddeye. Hadi yapın saçınızı da gelin.
- Psikolojik olarak sınav haftasına hazır olmadığımıza göre (ki asla hazır olamayacağımızı da bildiğimden) gerçek anlamda sınavlarımıza hazırlanabiliriz. Birazını kendi tuttuğumuz birazını da vize haftasında can ciğer kuzu sarması olduğumuz arkadaşlarımızdan edindiğimiz ders notlarımızla oturuyoruz masanın başına. Umutlanmayınız efendim. Asla anlamıyoruz lakin vazgeçmek bir öğrencinin ruhunda olmadığı için inatla devam ediyoruz.
- Konulara çalıştığımıza ve kesinlikle anladığımıza (!) göre bilgimizi pekiştirmek ve tamamıyla zırhımızı kuşanmış bir halde beklemeye geçmek için soru çözmeye başlıyoruz. İlk soruyu çözüyoruz (uf çok iyiyiz) ikinciyi çözemiyoruz keza üçüncü de aynı şekilde sıkıntı yapmayın kitabı baştan sona inceleyip çözebildiğiniz bir soru bulun efendim. Özgüveni yükseltelim.
- Vize haftasında istediğiniz kadar ağlayabilirsiniz efendim. O stresi atmanın başka bir yolunu bulamadıysanız eğer, gelin efendim hep birlikte ağlarız. Hatta isterseniz biraz abartalım arkadaşlarınızla anlaşıp ağlama seansları oluşturun. Vize haftası her şey mübahtır.
- Eğer sabah olan bir sınavınız varsa ve akabinde başka sınavınız yoksa o sınava son gün sabahlayarak çalışabilirsiniz. Uyumadan sınava girmenin tadı da bir başka oluyor hani efendim. Ama ilk maddede dediğim gibi sonra suçu bana atmayacaksınız. Bozuşmayalım sonra.
Evet efendim eğer
vize haftasına hazırsak uykusuz gecelere, kahve bardağınızla yapacağınız samimi
sohbetlere, gözaltı morluklarınızı kapatmaya çalıştığınız makyajlara,
kullanmayı bilmediğiniz hesap makinelerine, gözyaşlarınızı saklayacak koyu
renkli gözlüklerinize, üstünüzden çıkmayacak vize haftası eşofmanınıza şöyle
dünyalar kadar kucak açın bakayım. Selamlayın onları, onlar bu
günlerinizin en büyük destekçisi olacaklar. Küstürmeyin kendinize efendim.
Artık vize haftasından
çıkabiliriz. Bilmeden yürüyerek çıkmaya çalışabilirsiniz ama bir
noktada dengenizi sağlayamayacak ve düşeceksiniz sakın korkmayın efendim,
sürünerek ilerlemeye devam edin, hemen o an ayağa kalkmaya çalışmayın,
yapamazsınız. Zaten sürünmenin de ayrı bir havası var.
Eğer başarılı bir hafta
geçirmezseniz de üzülmeyin daha finaller var, o da olmazsa bütler var, en
olmadı Keynes’in de dediği gibi uzun dönemde hepimiz ölüyüz zaten efendim, çok da
üzülmeyin bence. Siz daha değerlisiniz efendim, unutmayın.
Au revoir, les
amis!

Yorumlar
Yorum Gönder