Literatüre Girmenin 1001 Yolu

ÖZET

    Tanım olarak literatür bir konu hakkında yazılmış yazıların bütünü demektir. Bu çalışmada, bir konu hakkında nasıl yazı yazılmalı, nelere dikkat edilmeli gibi konular çok da bilimsel olmayan bir dille ele alınmıştır.



GİRİŞ

    Bonjour, les amis!

    Yazıyı açtığınız an şaşırdığınızı kabul etmelisiniz. Evet efendim itiraf ediyorum bu dönem bana kafayı yedirdi. Ben de her zamanki gibi dedim ki ‘Neden bunu bir avantaja çevirmiyorsun Betül?’ Avantajdan kastım blogum için yazı konusu çıkarmak efendim. Evet siz de beni iyice tanıdınız. Bu dönem yaşadıklarımı bir günce halinde size anlatmayı düşünüyorum aslında ama bu yazıda da biraz bahsedeyim. Çok fazla ödev, harikulade sınavlar, hayatım boyunca yapmadığım kadar araştırma, onlarca makale okuma vb. bir sürü şey ile uğraştım. Dönemin başında arkadaşlarımla beraber muazzam iktisat öğrencileri olarak uzun vadede rahatlık için kısa vadede canımızı okulumuz için feda etmeyi uygun gördük. Dönem içinde çokça pişman olduk ama şu an mutluyuz. Bunun konumuzla bir alakası yok ama birilerine bunu anlatmam gerekiyor efendim. Dinleyeceksiniz, mecbur! Tamam sustum, gitmeyin, gelin! Madem dinlemiyorsunuz ben de yazıya geçerim direkt. Bu dönem bizi gerçekten zorlayan ama çok fazla katkı sağlayan bir dersim oldu. Seminer! Bu derste araştırma makalesi yazmayı öğrendik, öğrendiğimiz yetmedi bir de yazdık efendim. Gücümün yetmediği, ‘Yeter artık! Al bir canım kaldı al! Ben daha fazla makale okumak istemiyorum bıktım artık!’ diye isyan ettiğim anlar oldu tabi ki. Hak verin bana efendim yaklaşık 4 ay boyunca bir makale yazmak için uğraştım. İşte böyle bunaldığım sırada kendime dedim ki ‘Aptallık etme sen Betül'sün (Yeşiltan, 2019). Bu hayattan giderken arkanda bir iz bırakmayacak mısın Betül? Gerçekten bu kadar uğraşıyorsun literatüre girmeden mi gideceksin bu hayattan?’ Böyle ayakta kaldım ben böyle. Süründüğüm yerlerden böyle kalktım (Tam da kalkamadım ama olsun). Neyse kendime geliyorum hemen. Ben böyle düşünürüm de sizi unutur muyum efendim? Belki siz de bu hayattan gitmeden literatüre girmek istersiniz diye düşünerek sizin için bu yazıyı yazmaya karar verdim. Rica ederim efendim, ne demek, görevimiz. E o zaman geçiyorum. Nereye mi? Aşk olsun! Maddelerime efendim tabi ki. Hadi gelin çok bekletmeyin.

1.Literatüre Geçmenin Yolları

  1.1. Hoş geldiniz efendim. Keşke yanınızda birkaç tane makale de getirseydiniz ama benim hatam bu yukarıda söylemeyi unuttum. Olsun ben size kendi makalelerimden ödünç veririm. Aramızda birkaç makalenin lafı mı olacak sonuçta. Evet anlaşılacağı gibi literatüre geçmenin ilk yolu girmek istediğiniz literatürü deyim yerindeyse yalayıp yutmaktır efendim. İnanın bana zor oluyor yani bir sürü makale okuyorsunuz ve hepsi aynı konuda çoğu aynı cümleler zaten ancak içindeki tek bir farklı başlık hatta tek bir farklı cümle bile hayati önem taşıdığı için göz ardı edemiyorsunuz hiçbirini. Ancak sorun yok daha yeni başladınız enerjiksiniz, bırakın kendi konunuzu başka konularla ilgili makaleler okumak bile koymaz bundan kolay iş mi var ya oku geç. Aynen oku geç. Okuyun geçin bakalım.

 1.2. Geçtiniz mi? Tebrikler. Yeni bir acıya hak kazandınız. Pardon, maddeye! Şimdi işiniz okuduklarınızı kendi cümlelerinize dönüştürmek. Yani okuduğunuz tüm makaleleri birleştirmeli üstüne bir de kendi yorumunuzu katmalı ve yepyeni bir makale yazmalısınız. E çok sorun var gibi durmuyor yaparsınız siz. Ama yazmaya geçmeden önce bir sonraki maddeye bir bakın derim.

  1.3. Yazmak kolay efendim. Yeri gelecek okuduklarınız özetini çıkaracaksınız yeri gelecek birebir aynı cümleleri ekleyeceksiniz. Olay, o cümlelere, paragraflara yapılan atıflar. O kadar çok makale okuyorsunuz ki kurduğunuz hiçbir cümle sizin beyninizin ürünü gibi hissedemiyorsunuz. Yani utanmasanız noktaya bile atıf yapacak hale geliyorsunuz. Bu atıf konusu çok fena çok. Düşünün ben konuşurken bile içimden sürekli bu cümle başkasının mıydı diye düşünüp eğer bir şiirden ya da kitaptan falan alıntı yapıyorsam içimden yazarın soyadını falan geçiriyorum. Evet hala bu durumdayım.

  1.4. Ha atıfları hallettiniz demek. Tabi efendim bir soyadı bir de tarih. Peki ya yazının düzenlenmesi… 1.5 satır aralığı aynen 12 punto hı hı Times New Roman aynen. Ama özette başka başlıkta başka dipnotta başka kaynakçada başka. Ay yazarken yoruldum. Gerçekten kafanız karışıyor efendim. Ben makalemi 3 kere yeniden düzenlemiştim. Tabloları o kurallara uydurmak için neler yaptım neler. Korkmayın korkmayın siz de yaparsınız efendim.

  1.5. Yazı bitti mi? Zor kısım bitti sanıyorsunuz değil mi? Daha yeni başlıyor (kötü kadın gülüşü). Sıra geldi kaynakçaya ve özete. Kaynakçada bir tek yazarın anne babasını yazmıyorsunuz efendim. Geri kalan her şeyi ekliyoruz. Evet tam olarak hangi makaleden aldığımız belli olsun sonuçta. Kurallara uyunca kaynakça yazmak kolay aslında. En önemlisi (ayrı bir madde oluşturmalıydım ama yazarken nefret ettiğim için ayrı bir madde oluşturmayacağım) özet yazmak. 21 yıldır bir sürü özet çıkardım efendim. Ancak kendi yazdığım makalenin 100 kelimelik özetini çıkarmak yaklaşık 3 günümü aldı. Dalga geçmiyorum yazarken o kadar çok çaba sarf ediyorsunuz ki 30 sayfayı 100 kelimeye sığdırmak biraz zor oluyor. Ama en sonunda yazılıyor.

SONUÇ

    Evetttt… Alın elinize kırmızı kurdelenizi. Kurdelemizi kesip literatüre adım atabiliriz artık. Tabi benim mükemmel keyifli anlatım dilim bir yana gerçekten çok emek isteyen, ve bitirdiğinizde size bir sürü şey katan bir olay makale yazmak. Bu dersten önce çok da zor olduğunu düşündüğüm bir konu değildi efendim açıkçası. Araştırma makalesi yazdıktan sonra ise şunu belirtmek isterim ki bu işi yapmış herkes on kat fazla saygı hak ediyor (ben de buna dahilim, bana saygı duyun efendim). Çok aşırı uzun oldu yani yazdığım makaleye yetişecek neredeyse o yüzden gidiyorum efendim. Yakın zamanda tekrar görüşmek dileğiyle…

    Au revoir, les amis!

KAYNAKÇA

Yeşiltan, B. (2019, 26 Şubat). Kimdir Bu Betül? [Blog Yazısı]. Erişim Adresi: https://thebetulstime.blogspot.com/p/kimdir-bu-betul.html (Erişim Tarihi: 06.02.2021).

Yorumlar